29 Temmuz 2008 Salı

IŞIK VE SEVGİYLE İLHAN İREM


IŞIK VE SEVGİYLE "Birleşsin bütün ellerden, krizalit kristaline", seslenişlerindeki evrensel açılımı.


Dünyada büyük bir duygusal çöküş yaşanıyor. Teknolojik gelişmeler doğayı ve insanı yok ediyor. İletişim devrimi ve bilgi çağı, evrensel bilinçten yoksun, duygusal ilişkileri kopuk, maddeye ve şekile programlanmış ruhsuz yığınlar oluşturdu. Oysa bu duyarsız yok oluşun ötesinde daha fazla para, güç ve nüfuz kazanmak kadar basit olmayan, derin insancıl ve ruhani bir güzelliğe sahibiz.


Düşüncelerimizin genişleyip yayılarak, diğer varlıklarla iletişime geçen hayatımızı, evreni değiştiren dalgalar olduğunu algıladığımızda evrensel bilincimiz uyanmaya başlıyor. Hepimiz aynı bütünün parçalarıyız.


Bilinç, bir çocuk gibi kayanın, kuşun, bitkinin yaşadığına, hissettiğine, konuştuğuna inandığı zaman, kainatla bütün olma duygusunu yakalar. Işık ve sevgi insanları bu düşünceleri geliştirirken, toplumda ters orantılı bir değişim yaşanıyor. Barbarlaşan günlük hayatın sınırları içinde kalan insanlar, çocuk safiyetlerini kaybederek, yeni dünya düzenine ayak uyduruyorlar.

Herbirimiz yaydığımız yaşam gücü manyetik alanına sahibiz. Bu manevi gücün, kendi alanlarımızın ayırdına varabilseydik, bilinçli olarak temizleyip, negatif düşüncelerden arındırabilseydik, ruhlarımız birbiriyle buluştuğunda yeni ve çok başka ilişkiler içinde hayatlarımız ve planetimiz bugünkü kaosun ötesinde bir güzellikte olurdu. Canlı cansız bütün zerrecikleri ile bilinç halinde olan kozmosla sürekli etkileşim halindeyiz.


Bir sanat eseri... Trans zamanları... Veya doğaya derinlemesine bir bakış... Kainatla bütünleşme duygusunu yaşadığımız o görkemli zamanlarda çok daha yüce bir güzelliğin parçacığı olduğumuzu duyumsayabiliyoruz.

Evrenin anahtarı, yaradılışın tamamı ışıktandır.


Varlığın özü, yıldızlar ve yıldızlar arası boşluğun derinliği, görünen ve görünmeyen ışık dalgalarından oluşmuştur. Zihinsel güçleri, ruhani duyguları yetenekleri ve düşünceleri oluşturan sır ışığın dalga boyundaki hız değişiklikleridir.


Işık düşünce yoluyla yaratılabilecek zeki bir enerjidir. İnsan ışığın uyumlu titreşimlerinin gizemine ulaştığında düşünceleri evrensel sevgiye dönüşmeye, aydınlanmaya başlar.


Evrenin sonsuz yayıcı ışık enerjisi ile meditasyon boyutlarında bütünleşip etkileşerek diğer canlılarla evrensel bir iletişime geçebilmek. Hepsi kendi içsel derinliğimiz olan kozmosun başka noktalarından titreşimler ilhamlar almak.


Yaratmaya yönelik olarak transa geçtiğimde, bir tür yankılanma duygusu ile kendimi doğanın titreşimlerine ayarlıyorum. Üretirken olağanüstü bir şeyin parçası olduğumu duyumsuyorum. Üretmek ve üretileni gerçekten algılayarak hissetmek büyülü bir tecrübedir. Gerçek sanat yapıtını izlerken insanlar kendilerini küçük ya da azalmış olarak değil, olağanüstü bir görkemin parçası olarak hissederler.


Müziğimi meditasyon boyutlarında dinleyenler, algıladıkları bir yansıma ile çevrelerindekilerinin enerjilerini etkileyen, tüm dünyaya ve kainatlara dalga dalga yayılan bir enerji yaratıyorlar. Hisseden bir vücudumuz var.


Hayatın gücü olan enerji ve hayatın kaynağı hakkında bir şeyler söyleyebilecek varlıklarla ilişkiye geçecek bir yeteneğimiz var. Atom çağındayız. İnsanoğlu silahlarını ateşlemeye başladığında, gökyüzünde ışıklar görünmeye başladı.


Yaşamımızın amacı ruhumuzun geliştirilmesidir. Ruhumuz evrensel yaşam kıvılcımının, ilahi yaşam enerjisinin bir parçası...


İçinde yaşadığımız şahane bir gerçeklik var. Bu gerçekliği evrensel sevgi bütünlüğünü hissediyorum.


Dünyanın bir yerinde olan bir olayın her noktada tepkiler yarattığını duyumsayabilen, kainat bilincine ulaşmış insanlar var.


Böyle büyük bir kriz yaşanmasaydı belki de insanların bazıları böyle bir bütünlük bilincine ulaşamazlardı. Pozitif ve negatif düşüncelerin çevremizde yarattığı etkileşimleri görüyoruz. En duyarsız ortamlarda dahi çevremizi karartmak veya yaşam enerjimizle aydınlatmak elimizde. Hayatımızın yaratıcısıyız.


Umut geleceğe dair bir kavram değil. Bizden yansıyan titreşimlerle şekillenen bir enerji. Her şeyle birlikte doğanın yasaları da gelişiyor, değişiyor.


Düşünce ve davranışlarımızın yaydığı enerjilerle şekillenen, hisseden hafızasında tutan, yaşayan kainat gerçeği, güzel insan olma sorumluluğumuzu arttırmalı.


Herşey her an sonsuz bir değişim halindeyse bence bu yolculuğun güzelliği, hiçbir boyutta hiçbir şekilde kesin bir varış ve bilgelik noktası olmayışıdır.


Her an gelişen yenilenen bilincin, sınırsız özgürlüklere, yeni oktavlara açık maceralarından korkmadan, eskiyen öğretilere kilitlenip, kısırdöngülere düşmeden, bu gizemli, görkemli, sonsuz yolculuğu sürdürmeli.


Işık ve sevgiyle... Fenomen Dergisi

Hiç yorum yok: